06 Ekim 2009 Salı

Kılıçları Gömelim...

Gidişat iyi değil... Öylesine karambol bir pozisyondayız ki, kim vurduya gideceğiz sanki... Hatalar çok... Her geçen hafta da hatalar artıyor... Okların büyük bir kısmı futbolcular üzerinde toplanırken, bir kısım oklar da Bayram Akgül ve yönetime çevrilmiş durumda-ki en acısı da bu-.

Kaç kişi ciddi anlamda farkındadır bilmiyorum... Kendi ipimizi kestik ve dipsiz kuyuya doğru gidiyoruz... İp kesildi, geri dönüş yok... Dip görünmüyor ve karanlık... Hızla çakılıyoruz... Çare mi? Kafalar çok karışık... Camiayı krizden çıkartacak tek bir lider var; Bayram Akgül... Ve hissediyorum ki, onun kafası hepimizden karışık... Sağlıklı düşünülemediği gibi, akbabalar da hızla türüyor ve camiaya pire gibi yayılıyor... Aman dikkat! Doğru yönlenemiyoruz, gidişat inanılmaz kötü...



Kılıçları gömmek zorundayız... Mecburuz buna... Gerçek anlamda seviyorsak bu takımı, tapıyorsak bu renklere susma zorunluluğumuz var şu anda...

Camianın yarısı başkan, yarısı teknik direktör kıvamında... Olmayan yarısı da* camiayı iyice karıştırma telaşında...

Şimdi gerçek anlamda kenetlenme zamanı... Henüz Bucaspor bozgununun üzerinden sadece 3 saat geçmiş durumda... Forumlarda ve ajans sitelerinde ki yorumlar feci... Gelecek hafta ki iç saha Samsunspor maçı için tribün beklentisi "Bir kaç bin kişi anca olur" şeklinde... Yanılıyorsunuz... Sadece takıma sövmek için geleceklerin sayısını kestiremiyorum... Sadece camiayı iyice karıştırmak için tribünden edilmedik laf bırakmayacaklar sürüsüne bereket!

Aman dikkat... En kritik an, bu an... Keşke ile başlayan cümleler kurmak zorunda kalmayalım... Başkanından futbolcusuna, teknik heyetinden masörüne kadar sahiplenmek zorundayız... Biz üzerimize düşenin fazlasını yapıp, bu camiayı temsil edenleri bağrımıza basalım... 4 yıldır her krizden alnının akıyla çıkıp, bu yıl ki krizde hatalar yapan Bayram Akgül'e destek olalım ve bu krizin liderini belirleyelim; taraftar... Şimdi destek zamanı Adanasporlu... Kuşan turuncunu ve kızgınlıkla değil umutla bekle Pazar günkü buluşmayı...

*Olmayan yarısı derken, buradaki vurgu çok net. İçimize İrlandalı sokmayalım. Kimsenin gazına gelmeyelim. Aman dikkat! (Biliyorum "aman dikkat" sözcük çiftini çokca kullandım ama işler gerçekten fazlasıyla dikkatli olmamızı gerektiren bir noktaya doğru gidiyor.)

Surçi lisan varsa affola...

02 Ekim 2009 Cuma

Eski Dostlar...

ImageCihat Erbil...

Adanaspor tribünlerindeki yeri çok özeldir. 3. Lig dönemimizde tam lig gitti denilen noktada, İbrahim Okutan'dan aldığı ateşten gömleği giymiş ve babacan tavırlarıyla taraftarı yeniden havaya sokmuştu Cihat Erbil. Neticesinde Adanaspor'umuz, ligi Mersin'de "Şampiyon" olarak tamamlamış ve Cihat Erbil ismi, gelen şampiyonlukla beraber taçlanmıştı.

Murat Yüksel...

Murat Yüksel ismi belki de hep acıyla, hüzünle hatırlanacak bu tribünlerde. 3. Lig'de zirve mücadelesinin yapıldığı bir esnada, hiç olmayan bir pozisyonda, rahat bir Ceyhanspor maçında aldığı darbeyle futbol hayatı sona eren ve felçlik geçirip, yatağa mahkûm kalan Murat Yüksel, o yıl o dönemlerde vefanın kralını gördü belki de. Sembolleşecek, simgeleşecek kadar çok sevildi ve tribünlerden hemen her maçta "Murat Yüksel" tezahüratları yükseldi.

**

Cihat Erbil ve Murat Yüksel'in Adanaspor'la olan kısa yolculukları bunlar. Gelelim her iki ismin bugünkü hayat mücadelesine...

Cihat Erbil, futbolculuk yaşamında yaşadığı bir olay sonrası dirseğinde bir kitle meydana gelmiş. Daha sonrası mikrop kapması ile bu kitle büyümüş. Tedavisi yapılmış ancak Adanaspor'la şampiyonluğa ulaştı dönemlerde tedavisine yeteri kadar önem vermediğinden ötürü olacak ki, bu dönemlerde bu kitle iyice büyümüş ve kolun kesilmesine kadar gitmiş olay. Bugün Cihat Erbil'in sol kolu dirseğinden itibaren yok ve tedavisi için de ciddi bir miktara ihtiyaç duyuluyor...
ImageVe Murat Yüksel... Geçirdiği o talihsiz olay sonrasında halen düzelebilmiş değil, birilerinin yardımı olmadan yürüyemiyor. Tedavisi için ciddi bir meblağ gerekiyor. Yıllarca Adana Demirspor forması da giyen Murat Yüksel için ne yazık ki her camiada da yeterli duyarlılık bir türlü gösterilemedi. Halen durumu nedir, nasıl yaşar tam net bilmiyoruz ancak ilinen gerçek, yeterli desteğin verilemediği...
**
Nerden esti bu mesele... Dün akşam televizyonu “zaplarken” Show TV'deki "Kim 500.000 İster" adlı programda Cihat Erbil'in yarıştığını fark ettim. yarışmanın son bölümleriydi. Cihat Erbil'e 127 bin liralık bir teklif elmişti ancak Cihat Erbil, "Bu para benim tedavim için hemen hemen yeterli gibi ancak ben bizim futbolcumuz olan Murat Yüksel'in de tedavisi masraflarını çıkartabilmek umudundayım, o nedenle bu teklifi reddediyorum." dedi. Bu bölümden sonra stüdyoda müthiş duygusal anlar yaşandı. Cihat hoca, kendi koluyla ilgili olarak yaşadığı sıkıntıları, oğlunu kaybedişini ve Murat Yüksel'in durumunu anlattığında birçok kişinin gözyaşlarını tutamadığına tanık oldum...

Cihat Erbil önemli açıklamalarda bulundu esasen, "Koca Adana'da bir futbolcuya yeterli destek çıkmadı. İki kulüpte de oynamış bir oyuncu Murat, iki kulübümüz de oldukça köklü ama olmadı."

Belki taraftar bazında bizlerin bu konuda yapabilecekleri sınırlıdır, burada ki mesajla üst kademe bazında bir eleştiri, sitem söz konusu olabilir ancak taraftar olarak bizler de sanki bu olaya yeteri kadar sahip çıkamadık...
**
Yarışmaya devam eden Cihat Erbil, son dört kutuda açılan büyük rakamlar sonrasında 70.000 TL'lik teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Kendi tedavisi için, protez bir kolun takılabileceği ve bunun için de gereken miktarın 67 bin euro olduğunu ifade eden Erbil, önce ki teklifte 127 bin lirayı kabul etse, kendi masrafını neredeyse çıkartıyordu ancak Cihat Erbil, her zaman ki babacanlığı ile, Murat Yüksel için "devam" dedi... Ve neticesinde evde ki bulgurdan oldu...

Bu davranış TV başındaki birçok kişiyi o n fazlasıyla üzdü, eminim... Cihat Erbil hocamızın, kendi durumuna aldırış etmeden bir futbolcusu için girdiği bu riskin onda birini yapamadığımız için bizler* fazlasıyla suçluyuz...

Halen bir ihtimal var mıdır bilemiyorum... Yine de son bir cümle dilimden düşüyor, en azından iyi bir jübile maçı, her şeye rağmen...

*Bizler... Adana'lı olan herkesin bunda payı var... Gücü oranında destek olamayan herkes bence yeterince suçlu bu konuda...

30 Eylül 2009 Çarşamba

"Ömrümün En Güzel Hikayesi" Lig Radyo'daydı



Lig Radyo’da geçtiğimiz haftalarda yapılan Adanaspor söyleyişisinin devamı bu akşam yapıldı. Programın bu bölümünde Bozkurt Yılmaz ile Hakan Tabakan “Ömrümün En Güzel Hikâyesi” kitabı üzerine konuştu. Genel konulara da değinilen programın kısa özeti için devam linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Programa katılıp bu güzel Adanaspor kitabını ulusal çapta duyuran Hakan Tabakan'a ve programın sunucusu Bozkurt Yılmaz'a tekrar teşekkür ediyoruz. 'Ömrümün En Güzel Hikâyesi' kitabına ulaşmak için sağ sütunumuzda yer alan kitap kapağına tıklayarak gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz.
Bozkurt Yılmaz:
Ömrümün En Güzel Hikayesi isimli Adanaspor kitabı hakikaten çok güzel bir kitap. Bunu laf olsun diye söylemiyorum, aynı zamanda hayatın içerisinden bir kitap. Tabi ki hayatın içerisindeki en önemli yerde de sizin için Adanaspor var. Adanaspor için yazmışsınız zaten bu kitabı. Bu kitabın öyküsü nedir? Öncelikle bunu dinleyebilir miyiz sizden?

Hakan Tabakan:
Futbolla ilgili ilk yazı maceram Adanaspor.ORG'da başladı. Ardından zaman geçtikten sonra farklı bir site/blog kurup ordan da yazmak istedim. Kaplanpenche.Com'u kurdum. Orada Adanaspor'la ilgili yazılar oluştu. 2007-2009 Ağustos ayları içerisinde bulunan yüzlerce yazı var. Sonrasında bir Adanaspor kitabı çıkartmak istedik ancak bunu beceremedik, daha çok yardıma ihtiyaç vardı. Daha sonra arkadaşların da önerisiyle "Neden kaplanpenche'de ki yazıları derleyip kitaba dönüştüremiyoruz?" denildi. Daha sonrasında böyle yaptık. Orada ki yüzlerce yazının içerisinden hem gündemi tutabilen, hem de geçmişe dönüpte okuyabileceğimiz yazıları seçtik ve bir kitap haline getirdik.

BY:
Her zaman okunabilecek bir kitap haline getirmişsiniz. 2007-2009 diyorsunuz ama 2017'de bile okunabilecek düzeyde bir kitap oluşturmuşsunuz. Çiçek sevgisinden tutun ekonomiye, Türk Futbol'undan Adanaspor özeline kadar bir çok bilgiyi paylaşmışsınız. Burda ki yazılar sadece size ait yazılar değil sanırım?

HT:
Tabi ki. Son dönemin önemli şairlerinden Hakan Savlı ve Onur Caymaz'ın yazılarına ve şiirlerine yer verdik. Bunun dışında Adanaspor kanadında Mustafa Emre, Gökmen Demirkaya, Mehmet Uysal, Gizem Can, Hilal Akçan ve Şenol Yıldızdoğan'ın da yazıları yer aldı kitabın içerisinde. Katkıları oldu bu arkadaşlarımızın da.

BY:
Tribün terimleri diye bir bölüm var-ki çok güldüm ben bu bölümlere- Aslında her maçta söylenen, "Ordan kaç gol attın?", "Satılmış hakem!" gibi her tribünde rahatlıkla söylenebilecek terimler var. Bunları nasıl seçtiniz? Sizin söylediğiniz terimler miydi? Nasıl aklınıza geldi? Araştırdınız mı?

HT:
Yıllardır tribünde olduğumuz için yaşadığımız şeyler bunlar. Mesela sevmediği bir futbolcu kaleye uzaktan bir şut çekiyor, "Ordan kaç gol attın?" diye sinirleniyor tabi gol olmayınca. Gol olsa değişecek tabi ki burada ki tepki. Ya da yenilip eve geldiğimiz zaman diğer takım tutan arkadaşlar bize kızarlar ve bizler de kendimizi savunuruz, "Penaltımız verilmedi, verseydi değişirdi maç." gibi klişe laflar... Ben de bunlardan 15 tanesini seçtim, zamana yaydım, yazdıktan sonra tekrar toparladım ve ara ara blogda yayınladım. Oradan çıktı.

BY:
Aynı zamanda vefakar bir taraftar portresi de çiziyorsunuz. Örneğin Sabotiç'den bahsediyorsunuz. Adanaspor'da bir dönem oynamış, şu anda oynamayan futbolcuların büyük bir çoğunluğunu sevgiyle anıyorsunuz.

HT:
Tabi ki. Feyzullah var, Eyüp hocamız var bunların içerisinde altyapı da çalışıyorlar şimdi. Ve niceleri... Sadece onlar değil tabi ki, tribünden de bir çok isim andık. Bir Yahya'mız vardı mesela, 130. sayfada yer vermiştik. Onu da anlattık kitabımızda. Yani Adanaspor'umuzda yer almış, tribünde ki, takımda ki önemli kişiler yer aldı diyebiliriz. Ayrıca bizim için çok önemli olan Gündüz Tekin Onay'dan da şiir ve yazıyla bahsettik, bu da ayrı bir sevincimiz oldu bizim için.

BY:
Ayrıca bir öneri de getirmişsiniz sanırım, "Güney tribününün Gündüz Tekin Onay Tribünü olması adına" öyle değil mi? Ancak kitapta takip ettiğim kadarıyla böyle bir karar henüz verilmemiş sanırım?

HT:
Evet. Yalnız böyle bir kararı almak, bizleri aşan konular. Biz blogdan ya da Adanaspor.ORG'dan arkadaşlarla öneriyoruz. Çünkü bir kulüp simgeleriyle vardır. Bu simgeleri ne kadar koruyabilirsek ileriye birşeyler taşıyabiliriz. Bunun dışında herşey gelip geçicidir futbolda. Biz ne kadar başarıya endeksli bir futbol ideali kursakta kafamızda, öyle değildir işler. Simgeler vardır ve o simgeleri yaşattığımız sürece güçlüyüz futbol aleminde. Bu nedenle Gündüz Tekin Onay isminin Güney Kale Arkası'na verilmesi benim adıma çok uygundur. Benim gibi düşünen bir çok taraftar da vardır, biliyorum. Böyle bir öneri de bulunduk. Tabi dediğim gibi, bu işler bizleri aşan konular. Gerçekleşirse mutlu oluruz tabi ki.

BY:
Bana bir de "Adanasporlu olmak nedir?"in tanımı var bende, bunu da belirtmek istiyorum demiştiniz. Bunu rica edebilir myiim sizden..

HT:
Her taraftar kendi takımı için güzel ifadeler kullanacaktır mutlaka. Şunu söylemek istiyorum öncelikle, Adanasporlu bir çok badireler atlattı bugüne kadar. Tarihimizde bir takım hatalar da oldu belki, bedelini de ödedik.

BY:
Takım kapanma noktasına kadar geldi. Daha ne olsun değil mi?

HT:
Evet takım kapandı, liglere çıkamadı. Amatör düzeyde dahi lige çıkamadı. Lig 2.liği görmüş, UEFA oynamış bir takım liglere katılamadı. Biz hep kendi başımıza kaldık, kendi başımıza birşeyler yapmak istedik. Son dönemlerde de Kulüp Başkanımız Bayram Akgül de yine kendi başına çabaları var. Şimdi geçen hafta çıkarttığımız son fanzinimizde genç bir arkadaşımızın sözü vardı. Bunu okumak istiyorum, "Adanasporlu olmak nedir?"e tarifen...

BY:
Tabi, sizi dinliyoruz... Buyrun...

HT:
"Umutlar ve hayaller vardı yıkılmayı bekleyen. Yıkıldılar da birer birer. Ama biz, onlar yıkıldıkça daha güzellerini kurduk daha ulaşılmazlarını... Belki onlar da yıkılacak ve her yıkıntı biraz daha bağlayacak sürekli bizi içine çeken, girip de çıkamadığımız o büyük tutkuya. Zaferlerde de vardı, büyük mutluluklar da, içten çığlıklar da. Güzel günleri de gördük. Ama biz hüznü sevdik. O tribün denilen beton yığınları boşken, sağa sola aldırmadan ayağa kalkıp çılgınca alkışlamayı sevdik. Zafer sarhoşluklarını değil sessizce ağlayanların içten hıçkırıklarını sevdik. Hayallerimiz ve hedeflerimiz hep vardı. Kimisine ulaşabildik, kimisinde beceremedik. Ama biz yolun sonuna varmayı değil, yola çıkmayı, yolda olmayı sevdik." fanzinimizin 4. sayısı, 2. sayfasında ki Aynanın İçi başlıklı yazıdan...

BY:
Çok güzel bir tanımlama yapmışsınız. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Kitabınız çok güzel gerçekten, bu kitabı temin etmek isteyecek olan dinleyicilerimiz nasıl ulaşabilirler kitaba?

HT:
Kitapsan şubelerinde kitabımızdan var. Ancak direk sitemizden bizimle iletişime geçenler, adres bilgisi vermesi halinde bizler kitapları kendilerine ulaştırıyoruz. kaplanpenche.com sitemiz, kaplanpenche@gmail.comBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır mail adresimiz.

BY:
Çok teşekkür ediyoruz Hakan Bey, Adanaspor'a da başarılar diliyoruz.

HT:
Ben teşekkür ediyorum, iyi çalışmalar, iyi yayınlar.

Ekrem Al Gider...

Boluspor maçı sonrası kulübümüzde yaşanan sıcak gelişmelerin ilki olarak Teknik Direktörümüz Ekrem Al, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Kulübün önünü açmak için bu kararı aldığını belirten Ekrem Al'a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

Geldiği günden bu yana belki çokca eleştirildi, bu sayfalarda kendisini en ağır şekilde eleştirenlerin başında bizler vardık belki de ancak Adanaspor'a hizmet etmiş herkese teşekkürü borç biliriz-ki Ekrem Al, geçtiğimiz sezon bizce takıma önemli katkılar koymuştur-.

Kulübün her anlamda kaosa doğru gittiği şu dönemde, taraftarın yüzde 90'ına yakın bölümünün "istifa" beklediği bir anda, beklentileri karşılayan ve "kulübün önünü açmak" imzalı bir açıklama yapan Ekrem Al'e bundan sonra ki teknik direktörlük hayatında başarılar diliyoruz. 

Adanaspor'umuzun bundan sonra ki sürecinde yeni teknik direktör arayışları olacak, Kulüp Başkanımız Bayram Akgül'ün doğru bir tercih yaparak, takımın üzerinde ki kara bulutları bir an evvel dağıtacak ismi takımın başına getirmesini bekliyoruz. 

Taraftarlarımızın da bundan sonra ki dönemde biraz daha sağduyulu olmasını bekliyoruz. Sukunetimizi koruyalım, yönetim kurulumuz her anlamda doğru olan adımları illa ki atacaklardır, eleştiri değil destekle doğru hamlelerin gelmesini beklemek, çıkış yolumuzdur.

03 Eylül 2009 Perşembe

Antep'e Giderken...

Pazartesi 20.30'da bir çok Adanasporlu D Smart başında sevgilisini izleyecek. Bir kısım Adanasporlu da yine armanın peşinde olacak. Hafta içi bir gün, üstelik deplasman olarak tabir edebileceğimiz bir mesafe ve tv'nin naklen yayın yaptığı bu müsabakaya çok yoğun bir ilginin olacağını sanmıyorum ve o nedenle ciddi bir kesimin D Smart başında olacağını belirtirken, maçın D Smart'tan verildiğini halen bilmeyenler için de ufak bir tüyo vermiş olalım.

Belki bu kıstas Pazartesi Antep'te olacak taraftarımızın daha coşkulu ve diri bir şekilde Adanaspor'umuza destek olmasına neden olacak. (Bu tahlile uyan bir destek olursa, bu kıstasla ilgili bir kaç not düşeriz, galibiyet yazımızda!) "Galibiyet yazımız" derken ki emin ifade, inanmaktan geçiyor. (Rize'yi küçümsemek değil burda ki ifade.)



Antep de 2 deplasman maçı izledim. Birisi iki sene evvel ki Gaskispor deplasmanıydı. Taraftarın organize bir şekilde gitmediği, sayıca az ama çok keyifli bir tribünün yapıldığı, havanın sert olduğu ama skorun içimizi ısıttığı ve Lig B'de Play-Off vizesi aldığımız o maç.

Bir diğeri ise, o deplasmanda olan Adanasporlular'ın belki de yıllar boyunca unutmayacağı bir deplasman. 3-1 mağlubiyetle kapattığımız Gaziantepspor deplasmanı. Kamil Ocak'ta ki Kuzey Kale'nin yarısını tıklım tıklım dolduran Adanaspor taraftarının maçın başından sonuna kadar verdiği olağan üstü destek, kolay kolay unutulmaz. Maç bitmiş ve yarım saat geçmiş olmasına rağmen, tüm tribünün olağanca bir tutkuyla söylediği, "Sen şampiyon olmasan da..." bestesi.

Antep'in bende ki tribün hatıraları çok net ve keyifli. Bunlara bir yenisini daha eklemek üzere Pazartesi öğleden sonra Antep yollarında olacağız. Önce lahmacun ve baklava. Sonra 3 puan. 3 hafta da 9 puan. Müthiş olacak! Rize'nin bu ligin favorilerinden birisi olduğunu düşünürsek, hem rakibimizi eli boş göndermek, hem de cezalı haftalarımızı sorunsuz atlatmış olmak muazzam olacaktır. virAdanaspor!